Sayfalar

yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Kasım 2011 Çarşamba

şipirdek çitirdekkk..

   Durduramıyorum kendimi, elimden alınması lazım. Hani nasılsa yorgunum çok çok çalıştım evdeyim bahanelerim var ya, kendime zorla çekirdek aldırdım ve ben duramıyorum...!!!! Bir yanda örgü örüyorum deli danalar gibi (ki bi ara hepsinin resimlerini koyacağım), bir yandan kendimi çekirdek yemekten alamıyorum. Nasıl oluyor bilemiyorum ama ikisini bir arada yapabilme zevzekliğine sahibim.

  Neyse geyiğe sardırmadan özet geçiyorum neden uzun süre yok olduğumla ilgili. Zaten sevgili Sitare'nin deşifre (!) ettiği gibi (ben yol açtım hakkını yememem lazım) yazları sezonum var, restaurantçıyım. Çok çok yoğun geçirdik, düğün organizasyonları vs. vardı, sağlam yoruldum. Ancak sezonum kötü başladı. 21 haziranda hayatım, ruhum, canım, kuzum Çakıl'ımı kaybettim. 14 yaşındaydı ama civa gibiydi. Çok zor çok. Tabi bu sevgiyi bilmeyene anlatmamın anlamı yok. Yüzüme boş boş bakıyorlar. Neyse öyle böyle sezonu atlattık. Tam dönüş hazırlığındaydım ki sevgili anneannemi kaybettiğimiz haberi geldi. Ankara'ya gittim ama asıl zor olanı annemdi:(( İnsan ne kadar kendini hazırlasa da çok zor, bu kadar diyorum sadece bu kadar. Sonrasında cenazemizden dolayı ertelemek durumunda kaldığım ameliyatı oldum. Önemli bişey değildi. Göğsümden ufak bir operasyon, küçük bir kist müdahalesi. Dikişlerim de alındı, iyiyim bayağı. Düzeldiğim için de eşyaları toparlayıp Bursa'ya dönüş yaptım.

  Geri dönüş oldukça zordu benim için, hem ailemi orada bırakıyor olmak hem 15 koli, bir sandık getirip evde yerleştirecek yer bulmak bayağı zorladı beni. Anca anca kendime geliyorum. Ama çok şükür iyiyim artık. Bol bol yazarım :))

  Gitmeden yazdan kalma bir keyif karesi paylaşıyorum sizlerle. Çok belli olmasa da perdenin arasına sıkışıp kalan zevzek bir Lokum var:)) Kendisi 8 kedimden bir tanesi, yaz sıcağında yer yapmış kendine:)

   Sevgiler..








14 Kasım 2011 Pazartesi

Hayata dönüş..

   Şeker blogger arkadaşlarım, uzun zaman yazamadım. Kendimi pek toparlayamadım. Yok oldum. Ama yorumlarınız için teşekkür ediyorum yalnız bırakmamışsınız beni. Ammaa özellikle mailleriyle beni arayıp soran herkese, yorumcular dahil, çok çok çok minnettarım. Teşekkür ederim. Kendime gelip yazıp anlatacağım. Kafamın ağrısı yeni yeni geçiyor.

  Sevgiler...

23 Eylül 2011 Cuma

gitti..

 Hani hastaydı ya, hani acı çekmesindi ya, hani zaten yaşlıydı ya... hani bu cümleler hep gerzekçe ve teselli edemiyor ya.. Bitti sonunda. Gitti sonunda.

 Anneannem, ananem, Nanem gitti..

16 Ağustos 2011 Salı

reklam kokan hareketler bunlarrr

   Hihihehehe mutlu oldum, duyurayım siz de lütfen benimle mutlu olun. YEMEK ZEVKİ dergisinin ağustos sayısında tanıtımımız yapılmış, güzel de çıkmış:)) Elinde dergi olanlar lütfen baksınlar lütfeeennn, olmayanlar için ben yükleyeceğim önümüzdeki günlerde zaten.

   Haa bu arada azıcık açıklama; mekan "YELDEĞİRMENİNDEKİ LEZZET" olarak çıkmış, keçi peynirli patlıcan tarifim yayınlanmış.

   Öperim hepinizi...

11 Ağustos 2011 Perşembe

Ses veriyorum sesss sess..

Evet ayarlar düzelmiş; herkesi, her şeyi okuyorum yazabiliyorum ama ZAMAN YOK!!

Sezon açıldı, ben deliler gibi çalışıyorum , Bursa'da değil Datça'dayım; koş koş koş yapıyorum ama Allah kısmet ederse bayramdan sonra rahatlayıp yazmaya başlayacağım.

Aslında geceleri hepinizi okuyorum, özellikle baktığım 25 kadar blog var, sahiplerine hastayım ama o kadar yorgun oluyorum ki yorum yazamıyorum. Söz, sezon sonu kendimi affettireceğim.

Herkesleri öptüm kokladım bi daha öptüm. Unutmayın beni:)

16 Mayıs 2011 Pazartesi

ben doğdum ben doğdummm

  İYİ Kİ DOĞDUM BEEENNNNN, İYİ Kİ DOĞDUM BEEENNNNNN..

  Hiiiihihihi, Birdy'nin doğumgünü şenlikleri başladııı. Hayır hiç utanmıyorum, ne var 35 olduysam ne vaaarrrr, şımaramaz mıyımmm? Dakika itibariyle tam şu an doğdummm:) Kendimi bildim bileli de dakika dakika bekleyip bir hafta kutlarım. İlk pastamı az önce kestim, 00:01'de:))

  Annemin kontrollerini yaptırıp geldim Bursa'ya, kociyle kutlayalım doğumgünümü diye. E dokuz yıldır beraber de olsak evli olarak ilk  doğumgünüm. İlk pastayla ilk hediyemi de aldım. Evet ne var, her pastayla yeni hediye istiyorum, ne o arsız mı göründüm:) İlk hediyem esans şişesi koleksiyonuma 5 yeni arkadaş, çok beğendim koci çookk. Duy sesimi de bir beş tane daha al :P Bakalım yarınki pastanın hediyesi ne olacak. Özel olmalı çünkü asıl pasta yarın:)

  Bu arada uzun süredir foto eklemediğimin farkındayım, söz yarın bu eksiği kapatacağım. Hepinizi öpüyor kokuluyor seviyorum. Sizleri tek tek tanıyor gibi özlüyorum valla, yalan yok. İyi geceler veee... iYİ Kİ DOĞDUM BEEEENNNN...

8 Mayıs 2011 Pazar

Saldırın annelere, kaçırmayın elden, sıkıştırınn...

   Ablalarımmmm, arkadaşlarımmm, kardeşlerimmmmm. Kızlarrrrr, hepinizin Anneler günü kutlu mutlu, hayırlı uğurlu olsun. Kuzularınızla bir ömür mutlu mesut yaşayın inşallah. Budur sizlere en büyük bedduam:)) Öperim hepinizi.
   Çocuklarrrrr...Anneleri yanak ve gıdıdan sıkıştırma günüdür bugün, gazanız mübarek olaaaa.. Saldırın annelere.. (Ama bunu hergün yapın, günde dört kez, aç-tok farketmez, sağlığa faydalı) Sizleri de öperimm..

   Annemi sıkıştırma vakti geldi gidiyorum..

6 Mayıs 2011 Cuma

Hıdırellez'de Üç Fidan

  Hıdırellez'de darağacı... Darağacında Üç Fidan..

  6 mayıs çoğumuz için Hıdırellez olsa da ben ve benim gibiler için 6 mayıs. Deniz, Yusuf ve Hüseyin'in idam günü... Ne acı veya ne kutludur ki dün vefat eden Denizlerin avukatı Halit Çelenk bugün, onlarla aynı gün toprağa verilecek.. Kader. Yollar ayrılmayınca ayrılmıyor demek ki..

  Yine de Hıdırellez'i es geçtiğimi sanmayın a dostlar. Gece 00:00da büyüüükk katmerli bir gül ağacının altına dileklerimi gömdüm, heyecanla dualarımı ettim yattım. Sabah gün doğarken kalkıp dileklerimi çıkardım, su gibi temizz temizzz gerçekleşsin, bereketli olsun diye yırtıp denize attım. Tabi ben dileklerimi ileriye atmaya çalışırken ve Datça'nın suyu buz gibiyken Çakıl'ı zaptetmeye çalışmak çok zordu:) Ben de, abim de karışmadık, kuzum benim, sabahın kör vaktinde attı kendini suya.

  Bugün iş yapmayacağız, misafirler ağırlayacağız sadece. Sonra gezmeler başlayacak. Daha önce Ankara'da (doğal olarak) görmediğim Datça adetlerine katılacağız. Köy yolu kenarlarına serilip içilecek:)) Neden güzel alanlar değil yol kenarı hala anlamadım ve alışamadım ama öyle. Önce ya misafir ağırlanıyor ya toplu pikniğe gidiliyor ama sonra saat 17:00 gibi illa yerliler yol kenarlarına yayılıyor. Keyifli aslında. Ankara'da görmediğim şeyler ya, 5 yıldır zıpırtık zıpırtık biz de katılıyoruz annemle. Abim ve babam ağır abi oldukları için yoklar tabi:) Haa, koci Bursa'da olmasaydı katılır mıydı? Aslaaaa..

  Hepinize bol bereketli Hıdırellezler, Hızır Aleyhisselam'ın (böyle mi yazılır?) bereketi üzerinize olsun. Ve lütfen benim için dahi olsa bir 5dk kadar Deniz, Yusuf ve Hüseyin'i de anın. Öperim sizleri booll bolll.

3 Mayıs 2011 Salı

bu son olsun...

   Ben geldim.. ama ruhum burada mı bilmiyorum. Kabus gibi geçen bir ay yaşadım. En son maliye için Datça'ya gidip gelmiştim ya.. o zamandan bu yana ailede (çok yakın değil ama çok genç) iki vefat yaşadık. Sonra sezon hazırlığı için dükkanın her yerini döktürttüm, bir hafta sterilizasyon yaptık mutfağa,  salon kısmına geçemeden annemde feci hızlı görmeme başladı. katarakt ameliyatı olması gerekiyordu ama aşırı hızlı olunca panikledik, körleşiyor sandık, o derece yani:((( İzmir'e gittik, Net Göz Kliniğinde oldu ameliyatları çok memnun kaldık. Ama annemde aşırı heyecan, panik atak ve kasılma birleşince o basit 3 dk.lık ameliyatlar genel anestezi altında yapılabildi. Daha dün gece dönebildim eve, Datça'ya. Ha bu arada kayınvalidemlerin Umre'ye gitmesi de feci bir yoğunluk yaşattı Bursa'daki evde. Anlayacağınız ne haldeyim kendim dahi anlayamadım. Toplamında iki ay içerisinde iki Ankara, üç Datça, 2 İzmir, 2 Bursa yolculuğu yapmışım. Pestil haldeyim, sinirlerim laçka..
   Yazamadım, sizleri okuyamadım, geri dönemedim. çok çok özür diliyorum. Bana değer verip yokluğumu farkeden ve mesajlarıyla beni mutlu eden herkese, hepinize teşekkür ederim. Çok mutlu oldum ve gözlerim doldu. Azıcık süredir buradayım ama dost kazanmışım:))) mutluyum ben mutluyummm mutluyummm mutluyumm.. öperim hepinizi.

21 Mart 2011 Pazartesi

yaktın beni maliyeeee

  Canlarım ciğerlerimm sevgili arkadaşlarım, 2 gün kadar zorunlu bir seyahate çıkıyorum, Datça'ma gideceğim. Maliye beni bekler:)) Ama merak etmeyin diye söylüyorum (eden olursa?!?:) ) , sanırım iki güne dönmüş olurum, inşallah yani. Öptüm hepinizi... Dönüşte Datça bademiyle döneceğim:P

16 Mart 2011 Çarşamba

impressed..

  Giremiyordum bloguma kaç gündür, daha doğrusu görüyordum ama kumanda paneli yoktu. Sağolsun İkiz annem yeni numaralar gönderdi, tekrar girebilmeye başladım. Anlamadım ki bu işi. Bir sefer değiştirdik dns ayarlarını, sorun kalkmıştı. Tekrar niye değiştirmem gerekti ki? Anlamaz ben bunlardan.

  Gezenti oldum ben yine bugün. Bursa'da Osman Gazi ve Orhan Gazi'nin türbeleri var, uzun süredir istiyordum ama soğuk diye de gitmemiştim. Bugün gittim. Çok güzeldi. Hele Saltanat Kapısını görünce içim hislendi:) Şaka bi yana ürperdim. At üstünde padişahın sefere çıktığı  kapıdan yüzlerce yıl sonra ben geçtim. Oooo dehşetengizdi. Gezdim dolandım, tabi ki yün aldım:) Battaniyem de bitti ama daha çekemedim fotosunu. Yarın yayınlarım sanırım. öpüyorum herkesleri..

23 Şubat 2011 Çarşamba

cıvıtmıyorum

    Bu sefer cıvıtmayacağım, gerçekten. Kendimi zor tutsam da yardıma ihtiyacım var ve derdimi anlatana kadar cıvıtmayacağım. Şöyle ki:
   Şimdi ben yeni blogcuyum ya, tam bilmiyorum bişeyleri. Sorularım var, bilenlerden cevap verebilen olursa sevinirim:)

1. Yorumlarda cevaplarımın maille gitmesini istiyorum ama nasıl yapacağım? Ben arkadaşlarımın bana verdiği cevapları mailime düşünce biliyorum ama benim gitmiyor galiba..
2. Bazı bloglada okuyorum, blogumda en çok aranan kelime vs gibi şeyler var. İstatistiklere bakıyorum ama başka bi yeri var mı? neresidir acep?
3. Ayarlarımı yaparken bana diyor ki; en fazla 100 takipçin olabilir!?!?! Nasıl yani? Neden? Nasıl artırabilirim?
   Yardımcı olursanız sevinirim.

   Şimdi gelelim şu girmediğim bir kaç günde ne yaptığıma..
   Aslında canım sıkkındı, Libya'daki olaylar genel olarak zaten üzücü ama benim açımdan çok kötüydü. Yağmalanan  Türk şantiyelerinin biri kuzenime ait ve bir türlü gelememişti. Çok şükür dün gece geldi sağ salim. İki gündür de deli gibi yeni tarif deniyorum, fotoğraf çekiyorum, inşallah müsait olduklarında ( ne demekse?) yayınlayacağım.

   Veee battaniyemin biri bitti. İplerimi, tam olarak hesapladım, 8 sene önce Ankara'dan almıştım. Bolero olacaklardı güya. Ama bekleyip bekleyip artık battaniye oldular sonunda:) Şimdi etrafını çevirip püskül yapacağım.


   Etrafını çevreleyince eğrilikleri de gider hem:)) Haa, bir de tahta boncuk takacağım..


   Bunlar da en son Ankara'ya gidişimde arkadaşımla işportadan tanesini 1 liraya aldığım Afrikalı Kadınlar. En sonunda kociye astırtabildim. Fotoğraftan belli değil ama tablocuklarım mutfak tavanındaki kemerde asılılar.


 


   OOfff çok zor yazmak, gecenin bu vaktinde, adam evde aklımı karıştırmak için " Fener gooll gooll goll" diye bağırıyor yaa... Gıcık..
Posted by Picasa

13 Şubat 2011 Pazar

çakıl..

   Bugün kocinin maçı vardı, aldılar tabi:)) Dışarı çıkıp gelince yamuldum ben ya, rehavet çöktü, mayıştım, gevşedim, şöyle bir bira kalamar yapasım var ama henüz Bursa'da yerli kalamar yapan yer bulamadım hep ithal. Neyse, bugün maçta zbaaammmmkk diye geldiler bana ve farkettim ki ben fazla oyun oynuyorum nette. Oda kaçış, escape oyunlarına o kadar sarmışım ki "kilitli kalsam bi yerde çıkarım be hemen" geyiği yapıyordum. Ama bugün oturduğum yerde, spor salonunda gayri ihtiyari etrafa, kaçış için ipuçlarına bakarken buldum kendimi:)) artık sneaky falan oynamıcam:))

   Bu resimdeki yakışıklı da benim Çakıl'ım, kuzum, ruhum, sarışınım ayyy deliricem severken bi gün:)) Paşam deniz sefasında:))



  Bu da öyle bir enstantenee:))

  
   Genel istek üzerine bugün tekrar kakaolu top ıvır zıvır yaptım ama şöyle güzeell bir biscotti tarifi aroyorum, bilenler duyanlar insaniyet namına diyorum..:)

7 Şubat 2011 Pazartesi

uyudum:)

   Üç gündür  güya uyku düzenimi düzeltmeye çalışıyorum, gerçekten tavsiyeler işe yaradı. Yalnız beklenilenin dışında, ben şimdi gece uyuyorum ama gündüz de uyuyorum!! Anlamadım ben bu işi, uyku uykunun mayasıdır derler ya, sağlam bi mayalama yaptım ben galiba, uyudum paso:))
Uyumadığım nadir zamanlarda tüüüm  haftasonu anca bunlar çıktı ortaya:)

   Bu puzzleları bir gazete vermişti, kutuda durması yerine duvarda dursun diye kocaya baskı yaptım. Son parlatma ve çerçeveletme işleminden sonra artık duvarımda kitch bir Mona Lisam olacak:) eksik kalmıştı:)


  Yatak örtüsünü hala söküyorum, kenar kısımları çok sarkık salaş göründü; daha ince numarayla ve daha kısa öreceğim.


 Jane Austin bitti, hakkaten güzelmiş.Gurur ve Önyargı'yı bitirdim sırada diğer Jane var.



  Çok tembellik yapmışım, toparlanmam lazımmmm
Posted by Picasa

4 Şubat 2011 Cuma

uyusunda büyüsüünnn..

  Sabah saat 5.. ve ben hala uyuyamıyorum.. N'olacak böyle ben anlamadım. Her sabah altıda yatıp öğlene doğru uyanıyorum.. Huzursuzum.. uyuyamıyorum

20 Ocak 2011 Perşembe

Gezentiyim.. Tembelim..


    Günaydın, yeni uyandım çünküü:) Dün çok yorulmuşum, o kadar çok iş yaptık ki ayaklarım zonklayarak geldim eve. Dün koca isimli şahıs, beni biraz Osmanlı havası almamı tavsiye ederekten dışarı sürükledi. Kapalıçarşı, Eski Aynalı Çarşı, Koza Han vs gittiklerim arasındaydı. Gerçi buraları düğün hazırlıkları sırasında sürüüü sepet gezdim ama aylak aylak gezmek pek daha iyi geldi.
     Yeni Bursalı oldum ya kendime göre yerler buluyorum. Şanssızlık, fotoğraf makinemin şarjı bitti çok az foto çekebildim. Ama en sevdiğim kareleri çektim. 



   Burası Eski Aynalı Çarşı'da antikacı vitrini. Eski parfüm şişerine bayılıyorum ben, kendimde de bir kaç tane var. Bayılıyorumm bunlaraaa bennn. Her seferinde alacağım sanırım. Alttaki resim de yine aynı çarşıdan, rengarenk işlemlere çinilere falan hayranım. Neden bunları tam değerlendiremiyoruz ki.



  Çok dolaşıp yorulunca çay molası verdik. Koza Han'ın içinde oturup etrafa baka baka Türk kahvemi yudumlamak yorgunluğumu alıyor. Ama tabi yanında herkesin çok kızdığı sigaramla:)) Tüte tüteee içtim kahvemi:)


    En son Reyhan pazarı denilen bir yere götürdü kociş beni, al dedi istediğin kadar yün. Gerçi bir Ankaralı olarak burası bana çok da büyük gelmedi ama bilemiyorum. Burası sadece eşimin bildiği bir yer, belki daha büyük yün storelar falan vardır. Uzun süredir aklımda olan Ripple Afgan modelinde bir battaniye yapmak vardı. Evde kalan yünlerime ek olarak bunları da aldım. Bu hevesle yarım işlerimi tamamlayıp hemen bunlara başlamak istiyorum. Şeker gibi rengarenk. Beni bu kadar hevese getiren tabi ki Attic24. Bayılıyorum bu kadının yaptıklarına. Neyse heves ve keyifle yarım işlerimi bitirmem lazım:))



Posted by Picasa

19 Ocak 2011 Çarşamba

gelsin börekklleerrr


     Birkaç gün aradan sonra yeniden geldim, yayınladığım iki üç parça işin beğenilmesine delilerrr gibi sevindim ve kendimi sorumluluk altında hissettim:)) yarım işlerimi bitirip yayınlamam lazım:)) Gerçi üzerimde feci bir ağırlık var, Ankara'da hastanede kaldığım gecelerde ciğerlerimi feci üşütmüşüm, hörül hörül öterek geziyorum evde, kociş de bana bakıyor. Daha doğrusu bakıyordu çünkü iki gündür deplasmana gitmişti.  Az sonra evde olacak, yoldalar ve geliyorlarrr. İki gündür pek özledim kuzuşumu, aç tavuklar gibi geliyormuş. Ben de oturdum gece gece ona börek yaptım. Koskoca semaverle çay demledim gece gece, gelsin yesin içsin diye. Tabi insanın tiryaki kocası olursa demlik, çay makinesi vs. iş görmüyor. Ancak elektrikli semaver işe yarıyor. Büyüğüm vallaaa, gelsin de görsün:))




   Böreklerimin rengi lütfen yanıltmasın, sıfır yağ ile piştikleri için kıtır ama yer yer çok kızarmış durumdalar. El açması olan sevgili böreklerim mercimekli ve kıymalı olarak teflon tavada yağsız ve için için piştiler. Aslında fırında daha iyi olurdu ama hamur aç, içini yap vs. çok yorulduğum için ortalığı dökmek istemedim. "At tavaya, kapat üzerini, unut" formülü ile piştiler.

   Bu arada bir şey duyurayım istedim, aranızda katılmak isteyen olur belki. Takipçisi oladuğum Makyaj Günlüğü blogunda sevgili Hacer bir yarışma düzenliyor. Çok güzel ürünlerin deneme boylarını çekilişle hediye edecekmiş. Güzel fikir. Böylece gereksiz alışveriş yapmadan direk doğru ürünü seçebiliriz. Bir göz atmak isterseniz Tıklayın. Herkese bol şanslarr.


11 Aralık 2010 Cumartesi

Deneme 1..2...

   Deneme denemeee.. yaptıklarımı yüklemeye çalışıyorum ama önce deneme amaçlı, günün anlam ve önemine binaen (böyle mi yazılıyordu bilmem), bir fotoğraf eklemek istedim. Bugün Dünya Rakı İçme Günü :))) vee ben de oturdum tekk başıma (dikkatinize.. tek başıma malesef) rakı içiyorum. Ama biliyorum sigara içme günü değil, sadece rakı ama tek başına da olmuyor ki..
   İlk duble az önce arayıp benimle telefonda kadeh kaldıran amcam ve eşi içindi, şimdiki duble ise babişko için. Tabi ki onun şerefine Kara Efe içmeliyizzz:)) Sağlığına babisssss..



  Bunu becerebilirsem eğer, yavaş yavaş yaptıklarımı da eklemeye başlayacağımm.. Hadii hayırlısı:))

bu yüzdenn her gece bennnnnn

  Kociş gitti, iki günlüğüne de olsa özliycem.. Kafanı dinlersin, keyfine bakarsın dedi; sanki evden çıkmaya bile üşeneceğimi anlamış gibi gazetelerimi, dergilerimi, sigaralarımı, abur cuburumu da bıraktı:)) Ama bana bir sürü görev verdi gitti. Yarım kalan bütün el işlerimi bitirmemi tembihledi. Bitirecekmişim ki pazartesi o geldiğinde ona da bir kazak örmek için elim boş olsunmuş:) Zevzekyus seni, sanki daha önce ördüğümü giymiş gibi:) Adam sporcu, eşofmanla geziyor hep ve benden kazak istiyor.. Eşofman altı öreceğim dedim, anlam veremedi ama anlaştık sonuçta. Şu an tek ümidim geri gelene kadar verdiğim sözleri unutması. Aksi takdirde yarım kalan onca battaniye ve koltuk şalını iki günde bitirmekle kalmayıp bi de alt eşofman örmem gerekecek..:))
  
  Annemle konuştum, çok özlemişim... ama belli etmedim, çok üzülüyor sonra. Geyik çevirdik telefonda 35 dk. Yeni keşfettiğim tarifleri verdim, anne edasıyla önce "aa bunu ben yaptım daha önce, bilmem ne amcanlar geldiğinde" dedi sonra tarif istedi "e nasıl katıyorsun? ne kadar çırpılacak?"... :)) Üçkağıtçı sultan hani yapmıştınnnnn:))) Tabi böyle bi cümle anneye söylenmez yoksa alır ayağının altına alim allah:)) "Anneye laf eden diller eğilir, eğilmezse ben eğerim" der yine.. Off özledim ama yaaa..
   Neyse gidip örmem lazım, kocaya verilen söz tutulmalı. Tutulmasa da tutulmaya çalışılmalı:)

8 Aralık 2010 Çarşamba

ben geldim..

  Selamlar, geldim ben de. Okuyan olacak mı? Kime ne ki? Kim ilgilenir ki? Bence kimse. Zaten birileri okusun diye yazmayacağım. Çok bunaldım, konuşmam lazım, anlatmam lazım. Yanımda , yakınımda kimsem yok tamamen içimi açacak. Yazık, çok tatlı canımın içi kocam var ama nasıl üzeyim ki onu?

  Nev çıkt tv'de şimdi, Mazideki Aşk diyor.. Ne güzel şarkıdır bu ya.. " o bakış ki götürür beni yıllarca geri". Hepimizin aklındaki cümle bu belki ama işte birisi çıkıyor yazıyor ve biz bayıla bayıla dinliyoruz. Yaratıcı olmak böyle bişey olsa gerek. Ben de pek yok yaratıcılık. Anca örgü modeli ya da yeni yemek tasarlar yaparım :)

  Yeni evliyim, evimden uzaktayım. Anlaşılacağı üzere yeni evimi benimseyemedim henüz. Çok şey değişti çünkü. Evim, işim, ilçem, ilim hatta bölgem değişti. Aşk uğruna. Değdi mi? Şimdilik evet çünkü kocamı seviyorum ama burayı sevmiyorum.    Bu hayatta yaşadığımız hiç birşeyin boşa olduğunu düşünmüyorum. Kesin bir yerlerde bişey yaptım ve acısı çıkıyor. Ama ben isteyerek kimseyi incitmem ki.. Amaaann ne biliim belki de incitmişimdir, eski sevgililer mesela. Onlar potansiyel intikam timi olarak bekler ya hayatında insanın; hani hep boynu bükük ve "yaraaallııııyım yaraalıı" duruşuyla.O zevzeklerden birinin ahını mı aldım acaba? Ya da şu lisede sürekli sopaladığım çocuk mu ah etti? Olabilir.  E  ama küçücüktük be ya.. Off çekecek çilem varmış demek, evdeyim bütün gün sıkılıyorum, annemi özledim, yapacak bir sürü yarım örgüm var vs vs. Ne dertliymişim ben de :) Allah beterinden saklasın, şükür buna da ama bi kaç tanesi gitse fena olmaz..
   Lara diye bi kadın çıktı şimdi de televizyona. Bu nasıl bir yayın politikasıdır ya?? Nev ve Lara aynı programda. İlginç.Biri bu kadına "sen çok güzel dansediyorsun" falan mı demiş ki coşmuş bu kadar? Çirkinnnn çirkin ötesi bi görüntü.
   A bu arada, tavsiye ederim 10marifete girin, güzel valla.